Puanı söylerken “the cutest guy” diye belirten bir Lordi, seni İrlandalı gey robotların arasına kattık hayırlı olsun.
(Source: limonuseverim)
(Source: leetakeuchi.com)
Hayalimde bir ev var. Hangi şehirde, hangi ülkede, hangi çıkmaz sokakta bilmiyorum. Ufak bir bahçesi var. İçinde limon ağacı var mı bilmiyorum. Bahçedeki iki ağacın arasına bir hamak bağlı. Ve sanki üçüncü ağaç düğünden kalmış gibi, gövdesinde geniş bir beyaz kurdeleyle sarılı.
Antrede rengarenk ayakkabılar, şemsiyelik boş. Çünkü düşümde yağmurlar çamurlu değil, temiz yağıyor. Bu yüzden şemsiyelikte kuruttuğumuz çiçekler var. Mutfaktan gelen yemek kokusuyla radyodan gelen müzik kokusu karışıyor, merdivenlerden yukarı çıkıyor, yeni yıkadığım nevresimlere yatıyor adeta.
Bir çocuk odası mı, iki çocuk odası mı bilmiyorum. Benim bildiğim cibinliğin bizi kötü ruhlardan koruduğu. Bu yüzden beşiğin üzerinde beyaz bir cibinlik.
Bu yüzden kafamızı koyduğumuz her yastığın üzerine beyaz bir cibinlik.
Komşuların pilavın kokusuna gelip tarif istedikleri, dillerinden anlamadığım için yardımcı olamadığım bir yer.
Radyodan enteresan kanalların çektiği bir yer.
Rüyaların kabus olmadığı bir yer.
Burası değil ve neresi bilmiyorum.
Ama güzel bir yer olduğuna garanti veriyorum çünkü turuncu bir eteğim var ve sarı çiçekli fularımı saçıma bağlayıp çamaşır sepetiyle bahçeye çıkıyorum.Güzel bir yer olduğuna garanti veriyorum çünkü ben seni kötü bir yere götürmem.
(Source: limonuseverim)
hani ense kökünde uzayan saçlar aslında diğerlerine göre daha ince tellidir ve daha kısadırlar ya.
hani saçlarını toplarsın ve altta minikler kalır öyle.
hayatımdaki bi şeyler o ense kökümdeki saçlarım gibi.
ne uzadı ne kısaldı, ortada kaldı.
(Source: limonuseverim)

(Source: benimyuzumden)
Hadi gidelim. Bir ülkeye, bir toprak parçasına koşalım, bir avuç limon ağacı tohumu olalım. Tarım bakanlığından onayımız ve laik bir parçamız var, gidelim. Göçmen alımına açık bir sınır kapısından önce ben geçeyim, göçeyim burdan. Sonra sen kapat sınırın kapısını, tanımadığımız kimseler gelemesin.
Gidelim çünkü ülkelerin değil bireylerin dini vardır. İnanç, gökyüzü ve insanoğlunun arasındaki gümüş telle sağlanan iletişimdir. O zaman gidelim çünkü bir şeye inanmaya karar verdiğimde bu sendin. Şimdi aramızdaki yol o kadar uzun ki birkaç makara gümüş tel bize yetmiyor ve üstelik bir de içimi bir şeyler kesti, durmadan kanıyor.
Gitmeliyiz çünkü zaman geçiyor, harcanıyor ve uçuyor.
Ve ben müsriflikten hoşlanmıyorum. Geçen zaman çünkü. Zaman, kumbarada biriktiremeyeceğin şeylerden sadece bir tanesi. 3 adım geri git bakalım 3 dakika öncesine dönebiliyor musun?
3 dakikana ihtiyacım var.
Gitmezsek bir kanepemiz olmayacak.
Yastık
kılıfımız
bile
olmayacak.
Gitmeliyiz çünkü, hayallerinin tohumunu içime atmadan ölmek istemiyorum.
Çünkü böyle bir şeyi iki defa yaşayamazsın. Bir kere yaşarsın.
Gideceğiz.
Çünkü göğsün var olabilecek en huzurlu yerdi ve ben orada bir kere uyumuştum zaten. Bir kereden bir şey olmaz deme, çünkü oldu.

Bir gün evi düzenlerken fark ettim. Bir de baktım ki, benden çok Yaman”ın eşyaları var…Küçük küçük poşetlerle sızmıştı. Aşk bir sızma halidir… Yaman o kadar temiz bir adamdı ki ona kızamazdınız. Bir o kadar da yiğitti. Ben derdim ki; bu adam ne zaman yorulacak! Meğer acelesi varmış…Herşeyi o kadar yoğun, hızlı ve coşkulu yaşıyor ve yaşatıyordu ki büyüleyici bir şeydi bu. Ben köşeleri çok olan bir insandım. Yaman beni eğitti… Aşk kendinden vazgeçme halidir, kendi benliğini ezmeden ”biz” olabilme halidir…İnsan egosu denetlenmesi en güç şeydir. Bunu ancak aşk becerebilir, sadece aşk ile üstünden atlayabilirsiniz… Biz birbirimize karşı çok saygılıydık… Eee bazen de sıkılırdık, hele üç beş aydır bir aradaysak birbirimizin gözüne bakardık, önce kim gidecek diye, böyle nefes molaları da verirdik… Döndüğümüzde yepyeni bir enerji ve hasret bekliyor olurdu bizi… Aşk bazen de bir kıyamama halidir… Şunu çok açık yüreklilikle söyleyebilirim, o benden daha iyi bir insandı…O kadar bebek, o kadar adam, o kadar temiz, onun kadar beklentisiz, onun kadar temiz yaşamayı öğrenmeye çalıştım. Buradan bir öğretmen öğrenci ilişkisi anlaşılmasın…O, o kadar ahlaklı ve temizdi ki, yaşam biçimi ve duruşu karşısında başka türlü olamazdınız. Onun yanında kirli kalamazdınız. Böyle bir şölen gibi, bir lunapark gibi sevdalık yaşayınca bu görkemi taşımayan her şey bir çadır tiyatrosu gibi geliyor insana…Bu ateşle yanma hali o kadar derinden, için için yanıyor ki, dönüp bir başka ölümlüyü yakmaya içi elvermiyor insanın…Yaman’la her günümüz sevgililer günüydü…Eşine bu kadar çok çiçek getiren bir adamı daha analar doğurmamıştır…Biz birçok defa sabah uyanıp birlikte gün doğumunu seyreder, ne bileyim çingene vapuruna binip sabah erken boğaz’ı turlardık.Bugün eksik olan ne? Bu topraklarda eksik aşk ve mutluluk kutsanmaz, ayrılık ve acı kutsanmıştır… Birlikteliklerdeki tutku kutsanmaz da, ayrılıklardaki tutku kutsanır hep…Yaralarıyla mutlu olmaya daha yatkın bir kültüre sahibiz biz..
Sevgili ,sevgilime yazan kız….
herneyse
buraya uygun küfürler gelicek …

Gümüşlüğün huzurlu kumsalında güneş yaksa tenimizi, jazz ve dalga sesleri orkestrası okşasa kulağımızı, yaz gelse, gitsek Bodrum’a artık..

Nası iyi?
